Ana Sayfa arrow Ziyaretci Defteri

Ziyaretci Defteri

Ziyaretci Defterine Giris


Nazire BALCILAR    03 Mayıs 2010 14:53 |
2 Mayısın ardından


Yürüyüşümüzün başlangıç noktasına ulaştığımızda yürüyüş için son hazırlıklar tamamlanarak yola koyulduk. Yürüyüş yolumuzun sağına soluna dizilmiş sarı, beyaz papatyalar nazenin gülümseyişlerle hoş geldiniz diyordu doğaseverlere ve güzel bir günün ilk hecelerini fısıldıyordu. Ağaçlarda konaklayan kuşların senfonik seslerine yolunu bulmuş bir derenin şırıltısı eklenince o muhteşem nağmeler sabahın güzelliğine güzellik katıyordu&
Gökyüzüne nereden bakarsanız bakın güneş güneşti bulutlara nereden bakarsanız bakın buluttu& Rehberimiz Hüseyin beyin bu mevsimde çokça görebileceğimizi söylediği çuha çiçekleri hemen yola koyulur koyulmaz yeşil çimenlerin üzerinde bende buradayım diyordu& Evine konuk olduğunuz zarif bir hanımın sizi karşılaması gibi& Bir halının motifleri gibi sıcacık bir ortamda bulunduğunuzu hissettiren sıcaklığı ve naif yüzleriyle bizimle konuşmaya başlıyordu& Üstüme basmayın bende yaşamak ve güzel kalmak istiyorum güzelliğimi sizden sonraki insanlarda görebilsinler diyordu& Arap sümbülleriyle yan yana olması da belki unutulan kardeşlikleri dostlukları çağrıştırıyordu gören gözlere duyabilen insanlara& Bırakın basmayı bakmaya bile kıyılamayacak çuha çiçekleri, papatyalar, arap sümbülleri, yemyeşil camlar, kekik kokusu, karınca yuvaları ve çiçeğe durmuş ağaçların güzelliğini anlatmaya kelimeler yetersiz kalıyordu&
Yaşlanmış ağaçların kesildiği kalasların yığılı bulunduğu bahçede sanıyorum odunculukla uğraşan güler yüzlü iki ailenin grubumuzu içten selamlayışı, doğanın insan iç dünyasını temizlediği düşüncemi bir kere daha pekiştirdi&
Yürüyüş sürecinde dikkatimi çeken bir başka noktada lütfen erkek arkadaşlarımız alınmasın ya da alınmak isteyenler alınabilirJ ama kadınların doğaya daha çok sahip çıktığı saptamasıydı& Kadının doğurgan olması ve daha duygusal olmasıydı beklide bunun nedeni& Malum ilkbahardayız ve doğa doğurgan döneminde& Kadınların doğumda çekilen sancıları ta içlerinde hissetmelerindendi belki& Kim bilir&
Yedi saat süren yürüyüşün ardından araçlarımızın bizi beklediği son mola yerinde verilen tarhana çorbası bulgur pilavının tadı her zaman yediklerimizden farklı geliyor&
Ve&
Dönüş yolculuğumuz başlıyor... Hoş bir yorgunluğun bedenleri sarıp sarmaladığı zamanlar artık& Anlatılacak ne çok şey var& Hanımlar aralarında geziye ilişkin konuşmalar yapıyor& Hani ormandaki kuşlar gibi şakıyorlarJ Kızılcahamam çıkışı verilen molada leyleği nihayet havada görüyoruz& Buda daha çok yol kat edeceğimizi söylüyor sanırım bizlere&
Hayvan sever iki çiftin susamış bir köpeği görüp ona avuçlarından su içirdiklerini görmekse bu yürüyüşten aldığım hazzı bir kat daha artırıyor&
Daha nice yürüyüşlerde birlikte olmak umuduyla teşekkürler tüm dostlara&

Nazire Balcılar

Funda AKIN    08 Nisan 2010 17:20 |
ORİONA
Kucaklamak yüreğinde herkesi& Sevgiyle beslenen yüreklerde bulmak kendini& Çoğalmak, bazen azalmak, beslenmek, tanımlamak& Yaşamın çaydanlığında bir fincan umudu tazelemek& Uzanmak bulutlara, gökyüzüne& Değişmek, dönüşmek gerçek olana, güzel olana& Ruhsallığımızın farkına varmak& Çocuksu sevinçler yaşamak&
Bunları düşünürken, oğlum düşüyor yazdıklarıma, kağıt aklığına& Oynadığımız oyunlara bakıyorum. O zürafa oluyor ben ağaç& Geliyor ve tek tek yapraklarımı topluyor. O sincap oluyor ben fındık ağacı& Bu sefer de fındıkları topluyor. Çiçek bakışlarıyla, öyle mutlu ki& Boyama kitabı almışlar anneannesiyle beraber& Bakıyorum çiçek resimleri& Soruyor bana, Anneciğim şu çiçeği biliyor musun? Evet, hayır şeklinde yanıtlar veriyorum. Bilmediğimiz o kadar çok şey var ki& Ne kadar bilmediğimi fark etmek için, her seferinde oğluma başvuruyorum. O ise boyadığı ve öğrendiği çiçek resimleriyle yine bir mutluluk yaşıyor. Oğlum öğretmenim oluyor, algının yetişemeyeceği kadar hızla ilerliyorken yaşam& Düşünüyorum kendi kendime, bizler doğadan ayrı varlıklar değiliz ki& Oyunlarda, anlatımlarda, şiirlerde, yazılarda benzetmelerimizi bile doğadan alıyoruz. O zaman gerçek değerini buluyor, anlamını kazanıyor sanki& Çocuksu beni, gerçek beni unutmasak, ne kadar da farkında olacağız aslında& Doğanın, bütünün parçası olan bizler nasıl da zarar verebiliyoruz kendi yaşamsal alanımıza& Dünya kendi düşlerimizin maddeleşmiş haliyse eğer, güzel düşlerimizle yarattığımız, eylemlerimizle tamamladığımız bir dünya bizim elimizde& Bunun sırrı da doğa da& Doğayı tanıyıp, kendi sınırsızlığımızı görebilmekte& Toprak olmak, güneş olmak, su olmak, rüzgar olmak, yağmur olmak, en önemlisi sevgi olmak& Sevgi olup şifalandırmak& Sevginin olduğu, dokunduğu, her yerde iyilik, güzellik, sağlık vardır. Kısaca mutluluk vardır. Bir senedir doğa yürüyüşlerine katılan ben, Orion grubuyla yürüyerek, bu duyguları yaşadım. Hüseyin Hocanın pozitif enerjisi, ruhsal boyuttaki bakış açısı, algısı, böyle bir oluşumu sağlamış bence & Tüm Orion yıldızlarını da yanına alarak& Spritüel bir isimle başlangıcı yapıp, ışık olup, aydınlanmak, aydınlatmak& Bilincin evrimleşmesine, aynalık etmek& Yüreğinize, emeğinize sağlık, Hüseyin Hocam!
Yaşam yolculuğumda; yaşamımın bu alanında, emekleriyle katkıda bulunan, paylaşımlarda bulunduğumuz, tüm Orion dostlarına, teşekkürlerimi iletiyor, kendi Orion yıldönümümü kutluyorum&:))
Sevgice kalın&
Kişi yaşamı boyu
Bir yerde takılıp kalıp,
Yolda olduğunu sanabiliyor; Ya da ters taraftan yürüdüğü halde bir yerde durduğunu&
Öyleyse önemli olan, bir yerde bulunmak değil,
Bulunduğun yerin bilincinde olmaktır.
Aynı şekilde, yolda olmak değil,
Yürüdüğün yerin bilincinde olmak&
Yer de, yön de, yol da bilinçlidir.
Kaç dolanışta ulaşır sarmaşık çiçek açacağı yere?...
Oruç ARUOBA

metin kurt    08 Şubat 2010 17:50 | ankara
07.02.2010 tarihinde Gerede Ardıç Dağı'nda saf beyaz temiz karlar üzerinde, neşeli 5 saatlik yürüyüşümüz harika idi.
Hüseyin Hocamızın fotoğrafları da muhteşem olmuş.
Hocamız ve ekibine, ve ayrıca katılan tüm arkadaşlarımıza teşekkürler.

Erkan ATAKLI    10 Ocak 2010 22:42 | Ankara
Merhaba;
Bu hafta (10 Ocak 2009) yürüyüşünüze katılıldım. Çok eğlenceli bir gün geçirdik katılımcı arkadaşlara ve lidere teşekkür ederim. Grup etkinliklerinizi benim de e-posta ma yollarsanız memnun olurum. Hoşcakalın.
ERKAN

rahmi    01 Ocak 2010 18:36 | Ankara
http://rahmiemek@hotmail.comrahmiemek@hotmail.com
Herkesin yeni yılını kutlarım. Sağlık bol para ve huzur diliyorum Allah inanan bütün insanları korusun öptüm hepinizi....

Hüseyin AYDOSLU    24 Kasım 2009 00:00 |
Sevgili Herhangi Biri ;Orion Trekking Grubu Doğa sevgisi,spor sevgisi ,insan sevgisi ve sağlıklı bir yaşam isteği üzerine kurulmuş bir yürüyüş grubudur.

Grubumuz için alışılmamış ve abartılı bazı davranışlar bizleride rahatsız etmiştir. Orion Trekking Grubu daha önce olduğu gibi bundan böyle de felsefesine ve tarzına uygun etkinliklerine devam edecektir.

Bizlerin de katıldığı hassasiyetiniz için teşekkür eder, aynı duygu ve düşüncelerle saygı ve sevgilerimizi sunarız.

ORİON TREKKİNG
HÜSEYİN AYDOSLU

herhangi biri    23 Kasım 2009 23:30 | ankara
herhangi@hotmail.com
bu hafta grup içersinde gereksiz yere fazlaca alkol tüketimi benim için yürüyüşün amacını aşan bir niteliğe bürünmüştür.sonuçta yürüyüşümüzü şağlık verdiği için haftanın verdiği stresi atmak yada kafa dağıtmak amacıyla yapmaktayız.orada bu denli alkol alıp grubu rahatsız etmek hiç hoş değildir.umarım bu tarz olaylar tekrarlanmaz.saygılar sunuyorum

Irmak    14 Kasım 2009 12:32 | Ankara
Midas Otel'e yemeğe gitmeden önce Orion benim için ne anlama geliyor diye düşündüğümde şu satırlar döküldü yüreğimden;
Yaşam enerjimi aldığım,
Hayatın tadına vardığım,
Güzel anılarıma yenilerini kattığım,
Kendimi çocukluğumda bulduğum,
Şımartıldığım,
Güvende ve huzurlu hissettiğim,
Sevgimi, derdimi paylaştığım,
Sihirli dostluk evi.
Şimdi anılarımla ve dostlarımla daha zengin ve mutluyum. Tüm paylaşım ve enerjiniz için Orion dostlarına ve kurucusu Hüseyin Hocama kucak dolusu sevgiler ve teşekkürler.

Funda Akın    22 Ekim 2009 11:34 | ankara
http://farikan27@hotmail.comfarikan27@hotmail.com
HEİDİ GAZİPAŞADA Ankara dışı geziye ilk katılımımdı. Uzunca süren gece yolculuğundan sonra sabah Gazipaşaya iniş& Konaklayacağımız tesise geldiğimizde çimlerin üzerine kurulmuş, deniz manzaralı masamızda nefis bir kahvaltı& Bahçedeki güzellikler bende hayranlık uyandırdı. Renk renk çiçekler, palmiyeler, deniz, gökyüzü& Renklerin dansını izliyordum sanki. 2 mevsimi bir arada yaşadık Gazipaşada. Bir tarafta yaz mevsiminde olduğu gibi, gülümseyen bir güneş, renkleriyle içimizi ısıtan çiçekler& Diğer tarafta sonbahar mevsiminde olduğu gibi ,döne döne düşen bir yaprak, bulutların griliği, ılık esen bir rüzgar& İçimde bir kuşun kanat çırpışlarını hissettim. Biraz daha kalsaydım kuş olup, havalanarak geri dönebilirdim. Tam zamanında dönmüşüz yani! Keyifli sohbetlerle geçen kahvaltıdan sonra birkaç saat dinleneceğimizi düşünürken, Muz Kente gideceğimizi öğrendim. Arabaya binip Muz Kente vardığımızda Ekvatorda bulunan tropik ormanlarda dolaşıyor gibiydim. Yukarıda muz ağaçları, aşağıda deniz& Hava oldukça sıcak& Buradaki geziyi bitirdikten sonra aşağıda bakir bir koy. Deniz tertemiz& Arkadaşlarımız denize girerken ben mayomu unuttuğumdan giremedim. Denize giremememin sıkıntısına rağmen, benim için meditasyon gibiydi. Su sesi, yeşil ve mavi& Temizledi, doldurdu, sevgiyle ferahlattı yüreğimi& Gülümsedim& 3 saatlik deniz keyfinden sonra Yalan Dünya mağarasındaydık. 450 metrelik mağarada ayakkabılarımdan dolayı, birkaç sefer düşme tehlikesi atlattıysam da Oyanın yardımıyla düşmekten kurtuldum. Tekrar tesise vardığımızda ızgarada balık bizi bekliyordu. O kadar acıkmıştım ki. Masamız denize biraz daha yakındı. Kandiller yakılmıştı. Masanın arkasında kalpli ışıklar& Her şey sevgiyle olsun gibi bir anlam mı içeriyordu acaba bu kalpler? Görüntü , yemekler,içecekler,sohbetler harikaydı. Hüseyin Hocam sohbetlerimizde, geziler için kendini keşfetmek diyordu. Bunu bu gezide bir kez daha yaşadım. Ben Miskin, yarım saatlik bir uykuyla ertesi gün gece 12.00 ye kadar oturabileceğimi hayal bile edemezdim. Ne kadar dayanıklıymışım meğer. Çok hoşuma gitti. Derin ve huzurlu bir uykudan sonra tekrar sabah kahvaltısı& Kahvaltı sonrası dağlara, yaylalara doğru yola koyulduk. Çıkarken yolda arabamız bozuldu ama çabuk halledildi. Yaşanılan her şey büyük keyifti. Dağlara varıp yürümeye başladık. Hiç bu kadar değişik ağaç çeşidini ve şeklini bir arada görmemiştim. Gruba yeni katılanlardan, Temada görev almış bir arkadaşımız vardı. Yapraklar, çiçekler , ağaçlar,böcekler konusundaki bilgisiyle ,oldukça aydınlattı bizleri. Yeni katılan 2. arkadaşımız da 2. bir kontesti sanki. Benim katıldığım gezilerde, konteslerle sıkça karşılaştığım için konteslerle aramda bir çekim olduğunu düşünmeye başladım. Kontesimiz arabanın arka koltuğunda kendi cumhuriyetini kurmuş yaşarken; çanta taşıttırmayı, inerken yardım almayı da ihmal etmedi. Bu arada yardımcı olan artçı arkadaşların hakkını da vermek gerekir!... Yürüyüş bitiminden sonra Nuri Beyin evinin bahçesinde bulunan doğal ürünlerin tadına baktık. Oradan minik Düden Şelalesine vardık. Akşam üstü tesise geri döndüğümüzde nefis bir yemek bizi bekliyordu. Romantik bir ortam& Yemeklerimizi yedikten sonra Ankara oyun havalarıyla coştuk. Ekip çalışması yaptık. Aydın Bey hareketleri gösterdi. Hüseyin Hocamızın komutlarıyla da Ankara oyun havalarını öğrendik. Gelemeyenler için, 1-2-3 adım ileri, 4. adımda ortaya dön, eller havaya& 2. harekette sekme hareketiydi. Bel rahatsızlığı olanlar aman dikkat! Eğilerek seke seke gidiyorsun. Oyunun hatırına beli sakatlamamak lazım. Hüseyin Hocam bundan sonra gelen arkadaşları eleme ile alırsanız eğer, bir sonraki gezide kolbastı bilen bir arkadaşımız olursa çok sevinirim. Dosyası kabarık olan arkadaşımız, bardaklarla güzel oynadı . Bu durum, arkadaşımız için hafifletici bir neden olmuştur umarım. Oyun havalarından sonra türküler, sihirli kutudan müzikler& Arkadaşlar yavaş yavaş odalarına çekilirken, kor ateşin etrafında oturduk. Şiirler okuduk, Sohbetler ettik. Gece bitimi& Sabah uyanış& Kahvaltı sonrası Korsan mağarasına tekne gezisi, bahçenin tadı& Gezi bitiyordu. İçimde mutlu bir hüzün& Bir masalı yaşıyordum sanki. Bu masalda hangi kahraman olabilirim diye düşündüm kendi kendime. Yedi cücelerin Miskininden sonra Heidi olmaya karar verdim. Heidinin dağlarda yaşadığı mutluluğu yaşadım çünkü. Kendi kendimi terfi ettirdim yani. Gezi sonrası sonsuz sevgimi ve teşekkürümü doldurdum avuçlarımın içine. Buradan herkese gönderirken, yine bir şiir alıntısıyla sonlandırıyorum yazımı.


Yıldızları süpürürsün farkında olmadan&

Güneş kucağındadır& Bilemezsin &

Bir çocuk gözlerine bakar& arkan dönüktür&

Yüreğinde kuruludur orkestra& Duymazsın &

Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun& Anlamazsın &

Uçar gider& Koşsan da tutamazsın!...
W. Shakespare

Nebahat    15 Ekim 2009 17:20 | Ankara
Hüseyin Hocam,
Sergideki fotoğrafların hepsi ayrı güzellikteydi. Bir şeyi görmek ve bakmak arasındaki farkı bir kez daha yaşadım. Sanatçı ruhu böyle bir şeymiş demek. Emeği geçen herkesin eline ve yüreğine sağlık. Nice sergilerde buluşmak dileğiyle.


77
Ziyaretci Defteri Kayitlari
1 2 3 4 5 6 7 8 »

EasyBook

2010 GEZİ PROGRAMI

Facebook grubumuza bekliyoruz.

| İçerik Yönetim Sistemi JOOMLA | Uygulama Satılmış TINIK |